hiç sevmedin


kıza bak

GIZA BAK HELE

 

Böyledir kısrağın deli çağları
Çalmadan oynuyo kıza bak hele
Ben yarattım diyo alçak dağları
Kafirin verdiği poza bak hele

Bilmem neyin nesi kimin sıpası
Çözüldü göynümün katmerli pası
Göğüs göğüs değil füze rampası
Şafak mı söküyo yüze bak hele

Ten değil mübarek akrın sıcağı
Koynuna girenin söndü ocağı
Bir kalçayı seyret bir de bacağı
Tornada çekilmiş dize bak hele

Üst yanı Asyalı alt yanı Frenk
Her adım atış bir başka ahenk
Ela mı bela mı bilmem ki ne renk
Şu cellat bakışlı göze bak hele

Dedi ki "Nasibim senmişsin meğer
On bin kez maşallah demeden eğer;
Koklarsan solarım, nazarın değer"
Ağzından yel alsın söze bak hele

Dedim ki; "Ne olur tenhaya gidek,
Gidek de feleği perişan edek"
"Say" dedi "o halde saçımı tek tek"
Haspanın ettiği naza bak hele

Görenler altını ıslatmış derler
Yatağı göl etti döktüğüm terler
Yetişin; yanıyo bastığı yerler
Giderken koyduğu ize bak hele

 

CEMÂL SÂFİ

kadın

KADIN

 

Dünyada en tatlı şey

Kadın bir, meyve iki

 İkisi birbirine

Öylesine benzer ki..

 Kadın var, can eriği,

Kah tatlı, kah buruk.

 Kadın var, üzüm gibi,

Yenir olsa da koruk!

 Kadın var, vişne gibi,

Reçel yap tabak tabak

 Kadın var karpuz gibi

Yandın çıkarsa kabak

 Kadın var, kestanedir,

Kış mevsimine sakla,

 Kadın var, kavun gibi,

Aman alırken kokla!

 Kadın var, incir gibi,

Kuru yenir, yaş yenir.

 Kadın var, muz gibi,

Soya soya yenilir.

 Kısaca her kadının

Benzeri bir meyvadır.

 Ama nikâh masasında

Evet! diyen erkeğin

Yediği hep ayvadır…

 

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

recete

REÇETE

 

Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım,

Eğlence zümresinin başının tacı hanım,

Bu metot ki, sizlerin müspet ilâcı hanım:

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Yerindedir tahsilin, güzelliğin şahane.

Varsa Türk'ten tâlibin, bul çeşitli bahane.

Bir ecnebî hovarda yakalarsan daha ne?...

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Flörtünün sayısı; en az on beş olmalı...

Kimisi hâlis züppe, kimisi keş olmalı...

Altın kolyen, kürk manton, taksin beleş olmalı.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

İç votkayı, şarabı; sokaklarda nâra at.

Medeniyet sizlerle yükselmektedir kat kat(!)

Çeşni ruha gıdadır, her gün bir yatakta yat...

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Hiç durma twist öğren, her gün bir baloya git;

Tırnağını, yüzünü, dudağını boya git.

Sun'î peyke vâris ol, conilerle aya git.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Bazen düz pantolon giy, tıraş ettir enseni.

Bin dolaş bisiklete, göster şöyle sen seni.

Kabahat ailende.. anlıyorum ben seni.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

 Artist ol, filim çevir; ismine yıldız derler...

Bin kez kürtaj yaptırsan gene sana kız derler!

Çıplak resim çektirsen, ne şahane poz derler.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Mayoyla endam göster, git jürinin önünde..

Mahremini teşhir et her birinin önünde..

Seçil bir kraliçe imtihanın sonunda.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Açıl kızım utanma, bu devrin modasıdır.

 

Hayır, inanma kızım! Bunlar hep istihzadır.

Namus, insanlar için en mukaddes meyvadır.

Gençlikte hissiyatın belki seni aldatır.

Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Haddinden çok açılmak soysuzun modasıdır.

 

Türk oğluna anne ol, iftihar et onunla;

Elin soysuz züppesi bağdaşamaz seninle;

Bu yurdun kızı isen şu sözü iyi dinle:

'Dışının görünüşü içinin aynasıdır;

Yapacağın düşüklük bize yüz karasıdır.'

 

ABDURRAHİM KARAKOÇ

son veda

ŞEVKİ DİNÇAL (SON VEDA)

SON VEDA

 

Bir veda busesi verdi giderken
Geçmiş günler hatırına say dedi
Bilirim ararsın özlersin beni
Al resmimi başucuna koy dedi

Hasretten içinde azarsa yara
Eski mektuplarda teselli ara
Bir şarkımız vardı çal ara sıra
Dinle dinle anılara doy dedi

Gitme dedim, belki seni bulamam
Olmaz dedi, ben sana yar olamam
İstesem de bir gönülde kalamam
Bu bendeki vazgeçilmez huy dedi

Sormayın bir ateş düştü özüme
Aldırmadı güldü geçti sözüme
Mânâlı gözlerle baktı yüzüme
Unut beni bu sevdadan cay dedi

Bir gün uzaklardan haberi geldi
Dediler sevdiğin sokakta öldü
Bir daha gönlümü ikiye böldü
Gözyaşlarım “vay sevdiğim vay” dedi

 

ŞEVKİ DİNÇAL

ozan arif şiiri

OZAN ÂRİF (SİZİN GİBİ AYDININ YEDİDEN YETMİŞİNİ...)

SİZİN GİBİ AYDININ YEDİDEN YETMİŞİNİ...

 

Sahte aydın gömleği giyenler kulak versin
Özür denen şu haltı yiyenler kulak versin
‘Hepimiz Ermeni’yiz’ diyenler kulak versin
Rüzgâra karşı yaptı alayınız çişini,

Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

Bana bakın Türk’e diş bileyen özürlüler
Ermeni’den özür dileyen özürlüler
Size ‘aydın’ diyorlar dalayan özürlüler
Köpek bile göstermez sahibine dişini!
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

Kiminiz profesör, kiminiz yazarsınız
Türk ekmeği yersiniz, yedikçe azarsınız
Arkasından her türlü kuyuyu kazarsınız
Yeter artık bırakın bu milletin peşini
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

Bu özürden gâyeniz, çıbanı uçlandırmak
Güyâ Türk’ün ağzıyla Türk’leri suçlandırmak
Ermeni’ye koz verip tezini güçlendirmek
Kaç dolara kestiniz bu özürün fişini?
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

Her biriniz Nobellik bir Orhan Pamuk’sunuz
Ve hatta bana göre ondan da yamuksunuz
Türk’ün canı yanarken gözleri yumuksunuz
Kör olur görmezsiniz Ermeni tepişini
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

1915’den dem vurmayın hiç bana
Vurursanız buyurun, söyleyin Erivan’a

Açalım arşivleri her şey çıksın meydana

Kim soykırım yaptıysa, kim soykırım ettiyse,
Edeni etmişini...
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

1915’de köyleri basan kimdi?
Yaşlı ve kadınları iplerle asan kimdi?
Kundakta bebeklerin başını kesen kimdi?
Konuşalım tarihin gelmişi gitmişini
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

Dünyanın her yerinde puşt pusular kuruldu
Büyükelçi, Konsolos, Ataşeler vuruldu
Ne bir özür dilendi ne hâl hatır soruldu
Ermeni yapmadı mı terörün müthişini?
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

Soruyorum Taşnak ne? Ne iş yapar Asala?
Asala dedim miydi başlarsınız masala
Bakın beyler bu işler sizi aşan mesele
Haddinizi aşmayın, herkes yapsın işini
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

Plan dedim kızdınız, işte siz plansınız!
Yıllardır koynumuzda beslenen yılansınız
Tehcirde gidenlerden geriye kalansınız
O yüzden biliyorum karnınızın şişini
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

Meşhur atasözüdür domuz gölü post olmaz!
Ermeni’den dost olur ama sizden dost olmaz!
Bir ülkede ihanet bu kadar serbest olmaz!
Ozan Ârif bulmak zor Türkiye’nin eşini!
Sizin gibi aydının yediden yetmişini...

OZAN ÂRİF

fark etmeli

Fark Etmeli İnsan

Bir damlacık Sudan
nasıl yaratıldığını fark etmeli.

 
 

Anne karnına sığarken
dünyaya neden sığmadığını
Ve
En sonunda bir metre karelik yere
nasıl sığmak zorunda kalacağını
Fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın,
Ahirete nispetle
Anne karnı gibi olduğunu
Fark etmeli.

 

Henüz bebekken
Dünya benim! Dercesine
avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
ölürken de aynı avuçların
Her şeyi bırakıp gidiyorum işte!
Dercesine apaçık kaldığını
Ve kefenin cebinin bulunmadığını
Fark etmeli.

 

Baskın yeteneğini
Fark etmeli sonra.

 

Azrailin her an
sürpriz yapabileceğini,
nasıl yaşarsa
öyle öleceğini
Fark etmeli insan.

 

Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte
ama kendisinin
güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada
Yemek yediğini
Fark etmeli.

Yaratılmışların en güzeli olduğunu
Fark etmeli
Ve ona göre yaşamalı.

 

Gülün hemen dibindeki dikeni
Dikenin hemen yanı başındaki
gülü fark etmeli.

 

Evinde kedi, köpek beslediği halde
çocuk sahibi olmaktan korkmanın
mantıksızlığını fark etmeli.

 

Eşine seni çok seviyorum! Demenin
Mutluluk yolundaki müthiş gücünü
Fark etmeli.

 

Dolabında asılı 25 gömleğinin
Sadece üçünü giydiğini ama
Arka sokaktaki komşusunun
O beğenilmeyen gömleklere
muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin
Sofradayken önünde biriken
Ekmek kırıntılarını yemekte
gizlendiğini fark etmeli.

 

Annesinden doğarken
Tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve
aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini
Fark etmeli.

 

Fark etmeliyiz çok geç olmadan

 

Ömür dediğin
üç gündür,
dün geldi geçti
yarın meçhuldür

 

O halde
ömür dediğin
Bir gündür,
O da bugündür

 Can Yücel

beleş hayat oh ne rahat

Bir Şiir

Sayın İbrahim Karaçay yazmış(antoloji.com):

BELEŞ HAYAT OH NE RAHAT

Talih yüzüme güldü sorma oğlum Murtaza

Çalışmaktan kurtuldum keyifli girdim yaza

Duydum dağıtım varmış yardımlaşma fonundan

Çeşit çeşit giyecek atletinden donundan

Ben de müracat ettim sigortan var dediler

Sigortamın yüzünden hiçbir şey vermediler

Bu işe içerledim çıkartınca bu ayı

Hemen işten ayrıldım, kaldırdım sigortayı

Evi de sattım hani, tapu sorarlar diye

Kızdım kendi kendime bunca yıl durdum, niye

Ne varsa sattım, savdım üstümde mal kalmadı

Elli yıllık ömrümde böyle keyfim olmadı

Tekrar müracat ettim belgelerle gelerek

İşin tamamdır dedi memur bana gülerek

Artık devlet ödüyor elektirikle suyu

Külfeti de yok inan yalnızca verdik oyu

Un, yağ, şeker, makarna geliyor dolu dolu

Fazlayı satıyorum orda da buldum yolu

Sabah eve yıktılar iki ton beleş kömür

On yıl birden gençleştim sanki uzadı ömür

Bir de yeşil kart aldım hastaneler bedava

Maaş da bağladılar bende bin beşyüz hava

Şöyle bir hesap yaptım, bir milyarı buluyor

Bir düşün bu parayı kaç çalışan alıyor

Cafer işi batırdı aldı vergiydi derken

Ben akıllı davrandım erken uyandım erken

Memleket iflas etmiş çok mu önemli sanki

Rahatım beylerde yok çok mutluyum inan ki

Namaza da başladım şimdilik ara ara

Bu dünyayı hallettik cennette şimdi sıra

Ekmek elden, su gölden günü gün edeceğim

Epey para birikti, hacca da gideceğim

Duyuyorum bazısı bize dilenci diyor

Kendileri züğürt ya o yüzden çekemiyor

Yemezsem olur mu hiç devletin malı deniz

Utanma arlanma yok böyle bir adamız biz

Baldan tatlıdır dersin bedava gelen sirke

Fakir hakkını yemek yakışır mı hiç Türk'e

Boğazınız delinsin haramlar bir bir aksın

Rabbimden diliyorum kat kat fazlayla çıksın

Muhtaca sözümüz yok Allah muhtaç etmesin

Haram ile beslenen bir gün rahat yatmasın.

bir fıkra AYNA

İstanbul'dan Kars'a gelen bir kadın bir dükkânda aynasını unutmuş. 
Ve böylece tarihte ilk kez Kars ' a ayna girmiş olmuş!
Kadın gittikten sonra dükkan sahibi aynayı görüp eline almış...
Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.
- Ey gidi gardaşımm, seni bi daha görmek nasipte varmış!
Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine.
Karısı bakmış, adam bişeye sarılıp uyuyor…
Almış aynayı bir bakmış bir kadın!
- Allah belanı vireee. Bu karı da kim ?
- Bi halta da benzese diyerek feryat figan evden çıkmış kadıya gitmiş.
- Kadı efendi adam beni bu çirkin karıyla aldatiiii.
Kadı aynaya bakmış ve şöyle demiş :
- "Yav bu karıdan çok kavata benziir" 


Çanakkale Şehitlerine Bedirhan Gökçe'nin sesinden Mehmet Âkif Ersoy'un Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri..

,